top of page

Anahtar kod: Epilepsi

6 Eki
3 dakikada okunur

Etki ve Tepki, bu bir doğa yasası. Bunu çözemiyoruz, bir türlü. olmuyor, olamıyor, ilginç. Bu dünyada yaşamış, yaşayacak tüm insanlar için sınav özünde aynıdır. Farklı dinlerden, dillerden yada etnik yapıdan gelebilir, ancak sınavlar hep aynıdır. Sadece şekil ve renk, yer, mekan değişir. Kişiler bu sınavlar için vesile olan insanlardır.


​

Tetiklenmekten neden kaçıyoruz?

 

Çünkü her tetiklenme beynimizde yeni nöron ağları yaratıyor. Beynimiz yeni nöron yolları ve ağları oluştururken, yani kendini geliştirirken genelde ruh halimiz eğlenceli hissetmez. İnsan öğrenme kısmında hep zorlanmıştır, kendine yabancılaşmıştır, çünkü o andayken nöronlarındaki elektriksel dalgalanmalar kimi insanda huzursuzluk hissiyatını da hissettire hisstire gelir. Aslında bu tarz hissiyatlar tüm insanların beyin aktivitelerinin canlandığı anlarda, yani öğrendiği, geliştiği anlarda hissedilir, ancak bazı insanların beyinsel aktiviteleri adeta fırtınalar eşliğinde gerçekleşir. Şifre "Epilepsi" dir.

​

Olan biten her şeyi anlamalıyız. Iskalayamayız, ıskaladığımız her detay, bizi tekrar yaşanacak bir döngüye sokar. Nasıl bir insan olacağımızı özümsemeliyiz. Hayattaki varlığımızın anlamı ne olacak. Eğer olaylar örgüsündeki detayları okumaya bilinçli şekilde başlarsak, yaşadığımız olaylardan anlamlar, dersler çıkardıkça aynı olayların tekrarlamadığına şahit olacağız. Sanki bir ilüzyonun içindeymişiz de biz o farkındalığa varınca bir anda herkes kendi işlerine dönüyor, ortalık duruluyor sanki bir an da..

​

Ancak unutmayın ki, ilk bilinç oluşurken yaşadığınız 0 / 7 yaş arası tetiklenmeler sizin karakterinizi istemsizce oluşturur. Trenin bu ilerleyeceği yolda daha ilk makasın yanlış yerden atıldığını düşününün. Gerçekten tekrar, diğer ihmalin yaratacağı gerçekliğe ulaşmak çok zor olabiliyor. Bu durumun farkındalığına insan genellikle 25 / 40 yaşları arasında varmaktadır. Bir çok insan artık çok geç diyerek içinde bulunduğu miskin konfor halini terk edemez. Ancak bu miskin hal size şu durumun biletini vermektedir. Dünya'ya tekrar geleceksiniz ve bu sefer çember sizin için daha da daralmış olacak. 

​

Konfor alanınız sizi yavaş yavaş zehirleyen yılan gibidir. Onu terbiye etmeyi öğrenmelisiniz, öğrenmeliyiz. 

​

Bu farkındalıklar sonucu doğru yolda yürüyenler ise bilmelidir ki, o tren zaman zaman bir çok yeşillik doğadan geçecek, zamanla masmavi denizlerin kenarından, türlü türlü manzaralar, atmosferler. Ta ki tren yolun sonuna yaklaşırken, bir tünele girecek.  O tünel çok önemlidir, bir çok yolcu tünelin karanlığından dolayı kafayı üşütmüştür. Bende o zorlanmaları yaşadım, belki de hep yaşayacağım zaman zaman beni de hep yoklayacak belki de bilemiyorum. Çünkü bizler beynimizin potansiyelini çok iyi biliyoruz, bizim en büyük düşmanımız bir kere beynimiz, onun tasmalarını elimize alabildik mi?

 

Bir çok insan kendi bilincini idrak etme yolculuğunda sıradan bir yol izler ve cesaretle toprağı kazmaz. Çünkü kazdıkça içgüdüsel olarak irkilir, toprağın altı sırlarla doludur ve sırlar bir çok insanı derinden korkutur.

​

İşte bu eşiği geçenlerin ortak özelliklerinden biri de "korku" olgusunun onlar için diğer insanlar gibi büyük bir mesele olmaması ve bu olgunun anlaşılabilir, kendilerinden bir parça olduğu ve sevilebilir bir yanı bile olduğunu idrak ederler. Bu insanlar bu olguyu zamanı gelince ortaya çıkması gereken bir olgu olarak kabul eder ve yollarına böylece devam ederler, bu devamlılık bir eşiği geçmelerine yol açar.

​

İnsan tüm uzuvlarını bir ihtiyacı dahilinde istediği şekilde eviriyor çeviriyor, kontrol edebiliyor. Parmaklar, bilekler, hatta deri altı kaslar vs.. Ancak iş beyine gelince kabul edelim ki binlerce yıldır ona yeniliyoruz. 

​

İşte tam burada belirtmeliyim ki, kendi trenimiz bu tünele girene kadar eğer gördüğümüz manzaralardan, ortamlardan, deneyimlerden hiç öğretiler kazanmadıysak, işimiz gerçekten çok zor. Doktor, rehber, şifacı, dinsel hocalık gibi kavram ve olgulardan destek almanız gerekebilir. Ancak öğretileriyle o tünele girenler, tünel her ne kadar da sonu hiç gelmeyecekmiş gibi görünse, karanlığın en hakim olduğu anda eğer içlerindeki o bilge sese hep sadık kalırlar ve araştırmaya, merak etmeyi çocuklukta yaptıkları gibi safça devam ettirirler ise ışık tünelin sonunu gösterir hale geliyor. O ışık kutsal bazı izler ve datalar barındırıyor.

Yorumlar


bottom of page