top of page

Tetiklenme ve Tetikleyiciler

6 Eki
2 dakikada okunur

Tetik / Tetiklenme/ Tetikleyici/ Tetiklenen/ Etki / Tepki 

​

Bu konuyu çok iyi anlamalıyız.

​

Evrende bazı yasalar vardır ve bu evrenin içerisinde olan, olacak her olay, yaşamış ve yaşayacak olan her canlı bu evrenin yasalarına tabii kalmak zorundadır. Aksi mümkün değildir. Oluşan tüm olaylar örgüsünün ardında doğanın bazı temel yasaları yatar. O sır perdesini aralayanlar bilimsel buluşlardan, dinsel öğretilere kadar bir çok cevheri gün yüzüne çıkarmıştır. Tabi ki bir çok din ve peygamber olmuştur, ancak bunlar insanlığın çok uzun genetik gelişiminin bir parçasıdır, gelişen bilinç' tir ana tema. Yani insanlık bir tür ise bu türün adı aslında bilinçtir. Bizi diğer türlerden ayıran özellik de bu bilinç yapısıdır ve bizler içgüdüsel olarak bu ortak bilinci geliştirmek adına sürekli birbirimizi tetikleriz. Tarihteki ilk kardeş kanı bu yüzden dökülmüştür, çünkü o çatışma doğanın yasası gereği gerçekleşmek zorundaydı. Bu yasayı insan denen canlı'nın kavraması yüzbinlerce yılını alacaktı.



​

Ancak; kavrayacağı an'a kadar çokça savaşacak, çokca kan kaybedecekti insanlık. Birinci Dünya Savaşı, yetmedi ikincisi ve şimdi de üçüncüsü kapımızda bekliyor. Evet insanlık şu noktadan sonra eğer tetiklenme yasasını kavramakta direnir ise, kendi sonunu doğal bir şekilde getirecek. Benim şahsi fikrim bu olmayacak ve insanlık bu döngüyü başarı ile tamamlayacak. Neden mi, devamı daha da ilginç çünkü..

​

Bir kere en büyük tetikleyiciniz kendi beyninizdir. Daha uykudan gözlerinizi açar açmaz sizi tetiklemeye kendi başlar, boş boş duvara baksanız bile yani hiç tetiklenmemek üzerine çaba sarf etseniz bile, beyin kendi sizi tetikler. Bu bahsettiğim olayı kavramak belki kolay değil ancak, bu tetik ve tetiklenme ilişkisini kavrayamaz iseniz, kendi beyninize yabancılaşırsınız, beyniniz sizin en büyük düşmanınız olur, sizi "Delirtene kadar" da sizi rahat bırakmaz.

 

Tetiklendiğiniz anları fark edin, ya da fark etme yollarını araştırın. O anlarda iken farkındalığınızı çalıştırır iseniz, O anlar Tanrı kavramını anlayabileceğiniz anlar. O andayken olaylar örgüsünü iyi takip edin, hayatı ıskalamayın. Olaylar örgüsü sizi ve tüm insanlığı olduğu gibi tek bir çekim noktasına çekiyor. Buna daha sonra derinlemesine gireceğiz. "Kutsal Çekim Alanı"


​


Etki / Tepki yasasına her şeyi dahil edebiliriz.

​

Yani bir etki yaratınca / tepki gelmesine şaşırmamalıyız. Bu standart fizik kurallarının algılandığı boyut için geçerli olan bir denklem türü, ancak bir de kuantum fiziği ve bunun algılanmayı bekleyen boyutları var. Kuantum boyutunda bir etki yarattığında o an her şey eşgüdümlü olarak sonsuz olasılıkta sonsuz etki/tepki döngüsü yaratır. Gerçekliğiniz ise üst bilincinize bağlıdır yani kafanızda etkiyi yarattığınız andan sonraki ilk akla gelen düşünceye göre şekillenir her şey.  Ama aslında bilinç altında / kuantum dünyasında sonsuz olasılıklar boyutunda etki/tepkiler döngüsü devam eder. İnsan bilinci tüm bunları algılayamaz ve şuan ki maddesel gerçekliğine odaklanarak her şeyi anlamlandırmaya çalışır. Çift yarık deneyi de tam olarak bu olaya dikkat çekmek adına yapılmıştır ve bilim dünyasının en büyük sorunsalı ortaya çıkmıştır. Işık nasıl oluyor da farklı gözlemlenebiliyor.

​

İşte bu tip konularda;

 

Sadece bilimsel bakarsak yanılırız. Bilimselliğin yanına, tinsel öğretileri, mitolojileri, etimoloji, sosyoloji, felsefi bilimler gibi bir çok alanı birleşik bir çark olarak yürüterek konuyu kavramak mümkün olabilmektedir.


Yorumlar


bottom of page