Kuşların Sezgileri ve Kuantum Dolanıklığı
Aslında neleri başabiliyoruz bir görebilsek, melekler dahi kıskanırmış İnsanoğlu'ndaki vasıfları. Bir anlayabilsek. Tabi zor kabul ediyorum kolay olanın peşinde değiliz ki ha-li hazırda. Ancak, bulabilirsek nasıl bir makamdayız. Peki bu makam'a erişebiliyor muyuz. Belki size bir kılavuz nokta yaratabilirim. Bilemiyorum, belki.
Sığırcık sürülerinin akşam gün batımlarında yaptığı gökyüzündeki o muazzam şov'a hiç tanık oldunuz mu? Binlerce nokta birbirine hiç çarpmadan, gökyüzünde nasılda lekesel değerler yaratabiliyor. Bir ayrılıyorlar, seyreliyorlar. Bir birleşip lekesel bir değere dönüşüyorlar. Bu kuşlar o Esna'da hesap kitap yapmadan bu çoğunluğun yani kollektif dans'ın /Eda'nın bütünlüğüne kaptırıyorlar kendilerini. Zaten bu bütünlüğün içinde kendilerinden geçercesine kanat çırpmasalar o hızla yaptıkları saltolar birbirlerinin sonlarını yaratır. Havada çakışarak yerlere patır patır düşerlerdi. Peki bu eda nasıl bir eda ki, binlerce kuş yüksek hızlar ile, milimetrik hassasiyet ve yakınlıkla gökyüzünde bu şovu sergileyebiliyor. Allah, Allah..

Tabi ki bazı yetileri onlara bu eda esnasında yardımcı oluyor, yarasalar gibi kuşlarda aslında ses frekanslarını yönlendirme'de kullanmaktalar. Görseli bizler gibi taramıyorlar, onların fraktal görüş skalası bize nazaran muazzam. duyu algıları çok gelişkin.. Bir dans'tır ki başlıyor, seyreyle bu görseli. Yarasalar da bu durum daha da hassas, onların görüş yetileri kuşlar kadar gelişkin değil ama ses frekanslarını kuşlara nazaran çok daha ilerletmiş durumdalar. Zaten geceleri uçmalarından bu durumu anlayabiliriz. Milisaniyeler içerisinde yaydıkları hassas frekansların, nereden hangi açı ile çarpıp onlara geri döndüğünü biliyorlar, yollarını ve yönlerini milisaniye hızında düzenliyorlar. Muazzam bir yeti. Biz onların çıkardığı ses aralığının çok dar bir skalasını duyumlayabiliyoruz. Ancak frekanslar çok çok geniştir. Görülmezler, duyulmazlar, ancak vardır. Ve iddaa ederim ki evrendeki kainatta'ki en büyük güç birimi ne derseniz, frekans ilk sıraları zorlar. Elbetteki ona denk başka etki değerler var, onlara da sırasıyla değineceğiz. İnsanlık bu frekans yasalarını çözebilseydi, uzay araçlarındaki itki Gücü'nün sınırsız ve ücretsiz bir yolunu da bulmuş olacaktır. Ancak insanlık bu konulara çok uzak kaldı.
Frekans'ları nasıl üretebiliriz?
Herkesin aklına gelen ilk cevap, ses, bağırma, gürültüler.. Peki ya sessizliğin frekans'ları.. peki ya sessizlik daha derin bir etkiye ve itkiye sahip ise. İşte yine dönüp dolaşıp Kuantum evrenine dalmak zorundayız. Mecburuz ve maalesef bu evreni anlayamıyoruz. Bilim insanlarımız Kuantum'a bakış açılarını tekrar tekrar resetlemeli ve şu soruyu sormalı. Tanrı neden kuantum parçacıklarını yarattı? Ancak biliyoruz ki, bilim adamları kuantum'u araştırır iken Tanrı kısmını görmezden geliyor, bu konuyu atlıyor. Materyalizm'e o kadar kaptırmışlar ki kendilerini, haki'i-kati bulamıyorlar.

Peki nasıl ikna edeceğiz, Tanrı ve parçacıklar arasındaki ilişkiyi insanlara.. Konu derin.
Bana göre öncelikle, kuantumu bakış açımızı reset'lemeliyiz. Nasıl ki Tanrı (Allah) doğmamış ve doğurulmamış ise, kuantum'da onun en gizemli sırlarından biri olarak gözlemlenebilir ancak kayıt altına alınamaz. İnsanlar olarak gördüğümüz, tanık olduğumuz her olayı, olguyu kayıt altına alma çabası içerisindeyiz ancak bu alemi asla kayıt altına alamayacağız. Her kayıt denemesinde göreceğiz ki, kuantum evreni bizimle resmen alay ediyormuş gibi farklılık gösterecek. Çift yarık deneyini hatırlarız hepimiz. Halen gizemli bir sır.

Bize göre matriks 0 ve 1'den oluşuyor ancak, Tanrı'ya göre 1'in karşılığı 1 değil. Bunu anlatabilmem için birazda fibonacci sayılarındaki gizemli patternity'e bakabiliriz. Tanrı için de 1'in karşılığı sadece 1 olsaydı hiçbir döngü genişleyemeyecek, varoluşsal bir tıkanıklıkta kendini bitrecekti. Örnek olarak spiral yapıları gözlemleyebilirsiniz.

Teknolojide ve sistemlerimizde eğer kendi kurguladığımız matriks'i 0 ve 1,618 olarak kurgulayabilir isek, tanrı'nın matriks anlayışına yakınlaşabiliriz. Ancak bu çok karmaşık bir algoritmik sistem yaratır ve benim tahminim henüz bu yükü kaldıracak bir işlemci zekasına ulaşamıyoruz. Belki de ileride ulaşacağız bilemiyorum.